Geçmişi değiştirme imkânımız yok ama geleceği güzelleştirme fırsatımız var. Ülkemizde her dönemde faillerin bulanıklaştığı, halkın aleyhine müdahaleler olmuştur. Bu saldırılarda aktörler birbiri ile uzak profiller çizse de nihayetinde ortak bir amaca hizmet ettikleri görülmektedir. Toplumda belirsizlik, huzursuzluk, krizler, çatışmalar çıkararak, anarşi ve korku üzerinden yaygın bir güvenlik sorunu oluşturulmaya çalışılmıştır. “Hibrit Savaş” başka bir ifadeyle Vekâlet Savaşları toplumda öngörülemez araçlar üzerinden yönlendirici gücü olan, denetlenmesi zorlu baskılar oluşturmaktır. Terör bunun en önemli araçlarından birisidir. Kanlı PKK terör örgütü de hamilerinin kuklası olmaktan öte bir oluşum değildir.
Ülkemizde birlik ve beraberliğimizi bozmaya yönelik müdahaleler sonucunda toplum huzuru ve güveni yara almıştır. Ayrılıklar körüklenmiş, iç içe geçmiş akrabalıklar, komşuluklar, iş ortaklıkları bozulmaya, milletimiz birbirine düşürülmeye, yabancılaştırılmaya ve ötekileştirilmeye çalışılmıştır.
Halkımızı oyuna getirmeye çalışan sinsi odakların artık tek tek maskesi düşmeye başlamıştır. Bu gizli düşmanlığın izlerini sürmeye başladığımızda yüzeysel bakış açısıyla birbirinden çok farklıymış gibi görünen bu ihanet çetelerinin (PKK ve Fetö gibi terör örgütlerinin) merkezde aynı eller tarafından yetiştirilip büyütüldüğüne ve ülkemizin başına dert edildiğine şahit oluyoruz. PKK terör örgütünü yetiştiren, finanse eden ve ülkemizin başına dert edenlerin perde arkasında kimler olduğunun anlatılması ayrı bir yazı konusudur ama kısaca biz Çanakkale’de kimlere karşı durduysak, Kurtuluş Savaşını kimlere karşı yaptıysak bu terör örgütlerinin iplerini de aynı eller tutuyor desek şimdilik yeterli olacağı düşüncesi içindeyiz.