PKK, 40 yıla yakın bir süredir binlerce kanlı eylemi gerçekleştiren, on binlerce masum insanı alçakça ve acımasızca öldüren Marksist, Leninist ve Stalinist bir terör örgütü yapılanmasıdır. 10. Kongrelerinde devrimci komünizmin esas kabul edildiği ideolojilerine, anarşist komünizm ve toplumsal anarşizmi de eklemeleri bunun açık delillerindendir. PKK terör örgütü ideolojik eksenini sözde ‘demokratik, ekolojik anarşizm ve cinsiyet özgürlükçü paradigma’ olarak ilan etmiştir. Demokratik, ekolojik anarşizm ve cinsiyet özgürlükçü paradigma ne demektir?
Elbette demokrasiden kastettikleri Türkiye Cumhuriyetini yıkmak, halkı anayasasız, devletsiz ve savunmasız bırakmak; toplumu başıbozuk kanlı bir anarşizme teslim etmektir. PKK terör örgütü devletin anayasal hukuk düzeninin yerine toplumsal sözleşme ile kurulacak ilkel komün hayatının hakim olduğu şehir toplulukları kurmayı hedeflemektedir. (Kongra Gel tarafından 17 Mayıs 2005 tarihinde kabul edilen sözde KCK- Kürdistan Topluluklar Birliği sözleşmesi bu boş hezeyanın ilk ve son örneğidir). Temsili demokrasi yerine oluşturulan komünlerin içinde doğrudan demokrasiyi sağlayacaklarını iddia etmektedirler.
‘Otoriteyi reddettikleri ve tahakkümün her türlüsüne karşı oldukları’ yalanıyla yola çıkan PKK terör örgütü, ona inanan bir avuç topluluğu devlet boşluğunun feci sonuçlarıyla imha etmeye götürüyor. Hatırlanacağı üzere bölgemizde demokrasi ve özgürlük vaatleriyle başlayan tüm halk hareketlerinin hemen hepsi mazlum bölge insanının aleyhine sonuçlanmış; geride iç savaşlar, iktidar boşlukları, fakirlik ve mülteci akınları bırakmışlardır. PKK’nın buradaki görevi de Türkiye üzerinde benzer bir felakete zemin hazırlamaktır.
Önemle belirtmek gerekir ki sözleşmede adı geçen ‘ekolojiye ve cinsiyet özgürlüğüne dayalı doğrudan demokrasi’ ifadesi ile kastedilen, kesinlikle halkın anladığı anlamda çevrecilik ve demokrasi değildir. Ekolojik anarşizm, komünist ideolojinin sosyolojik ve ekonomik teorilerinden; uygulama yöntemlerinden birisidir. Bunun bir benzeri 60’lı yılların Avrupa ve Amerika’sında görülen ‘hippi protest kültürü’ olarak denenmiştir. O dönem komünizminden geriye , halklarının karşı çıkmasından dolayı kıyasıya kan dökülen Kamboçya, Vietnam, SSCB, K.Kore ve Çin devrimleri ile Batı’da uyuşturucu, alkol ve çarpık ilişkilerin hakim olduğu hippi kültürünün izleri kalmıştır.
Demokrasiye dayalı cinsiyet özgürlüğünden maksat ise günümüzde yaşanan LGBT anarşizmidir. Bu anlayışta aile birliği, cinsiyet kimliği hatta yaş sınırı dahi tahakküm olarak nitelendirilmekte ve reddedilmektedir. Dünyada PKK savunucusu çevrelerin aynı zamanda LGBT destekçisi olduğu ve bunları fonladığı hatta kendi meclislerinde pedofilinin suç olmaktan çıkarılsı için önerge verdikleri görülmektedir.
Dikkat edileceği üzere PKK terör örgütü son yılların gündem söylemi olan (Great Reset) ‘Büyük Sıfırlama ’nın ideolojine (ekolojik, cinsiyet eşitlikçi, devletsiz, mülkiyetsiz, kimliksiz toplum ve merkeziyetçi global yapılanma) uyumunu (2008 yılındaki 10. Kongrelerinde) tamamlamıştır. Bu kirli bağlantılar açıkça göstermektedir ki; PKK terör örgütü başta Kürt halkı olmak üzere tüm insanlığı yok oluşa götürmek isteyen şeytani bir yapının parçası; sonrasında çöpe atılacak ucuz bir aparatıdır.